İbrahim Tatlıses’i vuran silahların MİT elemanı tarafından teslim edildiği açıklaması

İddiaya göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın KCK soruşturması kapsamında 13 Ocak’ta BDP Diyarbakır İl Başkanlığı’nda yapılan aramada ele geçirdiği belgeler, Hakan Fidan ve selefi Emre Taner’le yardımcısı Afet Güneş’in ifadeye çağrılmasında etkili oldu. Zaman Gazetesi’nin haberine göre, aramalarda MİT-PKK bağlantısını tamamlayıcı yeni deliller bulunduğu ileri sürülüyor.

İşte o iddialardan bazıları:

MİT ELEMANLARI KURYELİK YAPTI
İddialara göre, Öcalan’ın, örgütün Avrupa ve kırsal kadrolarıyla iletişimini MİT heyetinin kuryelik yaparak sağladığı öne sürülüyor. Ocak ayında Diyarbakır’da ele geçirilen el yazısı mektupların PKK/KCK’ya ulaştırılmasında MİT rol aldı.

MİT’in Öcalan’dan KCK’ya ulaştırdığı mektupta alternatif devlet kurmaktan söz ediliyor. Bu mektup üzerine 14 Temmuz 2011′de DTK’nın demokratik özerklik ilan ettiği ortaya çıktı. MİT heyeti bu mektuptan, hatta demokratik özerklikten haberdar olmasına rağmen bunu ilgili kurumlara iletmemekle suçlanıyor.

İddiaya göre MİT, örgüte verdiği taahhüt gereği güvenlik birimlerinin operasyonlarını engellemek için çalışma yürüttü. Üstelik bu çalışmalarla ilgili örgüte geri bildirimde de bulundu. Operasyonların durmasını sağladı.

KCK’NIN TARAF OLARAK KABUL EDİLMESİNİ SAĞLADI
MİT, yabancı devlet ajanları ile yaptığı görüşmelerde PKK/KCK’nın taraf statüsünde kabul edilmesine zemin hazırlıyordu. Bunun için MİT, ‘Oslo görüşmeleri’ adı altında PKK/KCK’nın kırmızı bültenle aranan Zübeyr Aydar, Mustafa Karasu ve Sabri Ok gibi yöneticileriyle görüşmeye devam etti.

MİT heyetinin örgüt ile yaptığı görüşmelerde, KCK yapılanmasının tamamlanması için devlet birimlerinin oyalanması konusunda taahhütte bulunduğu anlaşıldı. Öcalan, bir taraftan heyetle görüşüp öte taraftan avukatlar aracılığıyla eylem talimatları verdi.

İstihbarat toplama vazifesi aşılarak devletin bütünlüğü ve anayasal düzene karşı anlaşma noktasına varıldı. Yeni anayasada özerk Kürdistan’a imkân tanınması, Öcalan’ın önce ev hapsine, ardından özgürlüğüne kavuşması konusunda mutabakata varıldı.

TATLISES’İ VURAN SİLAH MİT’TEN
Zaman’ın haberine göre; Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses’e düzenlenen suikast için İstanbul’a gönderilen 2 Kalaşnikof tüfeğin MİT’in haber elemanı tarafından suikastı düzenleyen Abdullah Uçmak’a İstanbul’da teslim edildiği iddia edildi. MİT haber elemanının, saldırı ile ilgili kuruma hiçbir uyarıda bulunmadığı öne sürüldü.

Son 3 yılda MİT’in haber elemanlarının İstanbul’da yaklaşık 50 olaya karıştığı belirlendi. MİT haber elemanlarının karıştığı olayların büyük çoğunluğunun PKK-KCK eylemleri olduğu polis tarafından da tespit edildi.

Mart 2011′de Başak-şehir’deki adliye lojmanlarına gelen bir araçtan uzun namlulu silahla ateş açıldı. Kurşunlardan bazıları mahkemeye giden hakimin aracına isabet etti. Yakalanan saldırganların arasında bir MİT haber elemanı bulunduğu ortaya çıktı. Kayıtlara girdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül açıklama yapdı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Kurumlar kanunlarla kendilerine verilen görevleri yerine getirirlerken, bu görevleri yerine getirmelerinden dolayı suçlanırken çok dikkatli olunması gerekir” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın KCK soruşturması kapsamında ifade vermeye çağrılması ve biri eski müsteşar 4 MİT mensubu hakkında yakalama kararı çıkarılması konusunda değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Gül, herkesin öncelikle “büyük resmi” görmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kurumlar kanunlarla birlikte kendilerine verilen görevleri yerine getirirken suçlanırken görevlerini yerine getirirken suçlanırken çok çok dikkatli olmak gerekir. Yaşananlar Türkiye için talihsizlik ve üzücüdür” dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, Çankaya Köşkü’nde Kanada Büyükelçisi John Holmes’un güven mektubu sunuşundan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlara dikkat çekerek “Herkesin öncelikle büyük resme bakmasını isterim” dedi. Gül şunları söyledi:

“Türkiye’nin içinde bulunduğu bölge olağanüstü bir dönemden geçmektedir. Bölgemiz hiçbir zaman bu kadar sıcak ortam içinde olmadı. Türkiye’nin çevresine baktığımızda da çevremizdeki ülkelerde de yine olağanüstü gelişmeler söz konusu. Olağanüstü değişiklikler olmakta lehte veya aleyhte. Bütün bunlar Türkiye’nin geleceğini de yakından ilgilendirmekte. Milli güvenliğimizi, milli çıkarlarımızı çok yakından ilgilendirmekte. İşte böyle bir ortamda kanunlarla kurumlara verilen yetkiler var. Kurumlar kanunlarla kendilerine verilen görevleri yerine getirirlerken, bu görevleri yerine getirmelerinden dolayı suçlanırken çok dikkatli olunması gerekir. Dolayısıyla bu konular ve bütün bunların yaşanması bugün Türkiye için biraz talihsizlik ve üzücüdür. Ümit ederim ki herkes soğukkanlılığını korur, her şey yerli yerine oturur.”

MİT yöneticileri Emre Taner ve Afet Güneş’in de 4 MİT görevlisi için yakalama emri çıkarıldı.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadesinin alınması için ise Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na talimat yazısı yazıldı. Bu arada, MİT Hukuk Müşavirliği’nin dün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı yetki ve görev bakımından itirazı, savcılık tarafından reddedildi. Bu gelişmeler yaşanırken, MİT için bir yasa teklifi verildi. MİT yasasının 26.maddesine ek yapılması istenen teklifte, “CMK 250 kapsamına giren soruşturmalarda Başbakan’ın izninin alınması” isteniyor. Teklif, Meclis Başkanlığı’na sunuldu.
MİT’ten savcıya: Yetkin yok
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlilerini ifadeye çağıran KCK soruşturmasını yürüten özel yetkili savcı, bugün yeni bir yasal süreç başlattı.

İfadeye vermeye gelen olmayınca savcılık, eski MİT’çiler için yakalama MİT Müsteşarı için de Ankara’ya yazı gönderdi.

Eski Müsteşar Emre Taner ve yardımcısı Afet Güneş’in de aralarında olduğu 4 eski MİT’çi hakkında yakalama kararı çıkartıldı.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadesinin alınması için Ankara Savcılığı’na talimat yazıldı.

Bu gelişmenin ardından polis ekiplerinin, 4 eski MİT’çinin evinde gittiği ve evlerde arama yaptığı haberleri geldi. Arama yapılan yerlerden birinin Emre Taner’in de ikamet ettiği Yaşamkent Sitesi olduğu ifade edildi. Ancak, Ankara Terörle Mücadele Ekipleri herhangi bir yerde arama yapmadıklarını belirterek iddiaları yalanladı.

MİT Müsteşarlığı dün adliyeye bir yazı göndererek, bilgi istenen olayların görev kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak savcılığın yetkisi olmadığını hatırlatmıştı.

Bugün savcılığın Hakan Fidan için Ankara’ya yazı göndermesi, yetkisizlik tartışmasında MİT’in görüşünün göz önünde bulundurulduğu şeklinde yorumlandı.

SUÇLAMA: KCK’YA YARDIM ETMEK

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’in ifade için savcılığa çağırmıştı.

MİT mensuplarının ifadesini alması beklenen Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sadrettin Sarıkaya, Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar ile birlikte terör örgütü PKK’nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK’ya yönelik soruşturmayı yürütüyor.

MİT mensuplarının, KCK üyelerine yardımda bulunduğu iddia ediliyordu.

Sözkonusu soruşturma kapsamında eski BDP Milletvekili Fatma Kurtulan ve eski DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın da aralarında bulunduğu 31 kişi, 17 Ocak’ta tutuklanmıştı.

MİT ‘SAVCININ YETKİSİ YOK’ DEMİŞTİ

MİT Müsteşarlığı dün adliyeye bir yazı göndererek, bilgi istenen olayların görev kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak savcılığın yetkisi olmadığını hatırlatmıştı.

Bugün savcılığın Hakan Fidan için Ankara’ya yazı göndermesi, yetkisizlik tartışmasında MİT’in görüşünün göz önünde bulundurulduğu şeklinde yorumlandı.

MÜTHİŞ BİR İDDİA

CNN Türk ekranlarında geçen iddiaya göre, Türkiye’ye sığınan Suriye’li bir albayın kaçırılarak, Suriye yönetimine teslim edilmesine yardım ettiği iddiasıyla MİT’in Hatay Bölge Müdürü gözaltına alındı.

CNN Türk’te geçen bu iddia, resmi kaynaklar tarafından doğrulanmadı.

MİT arazisi ve lojmanlarında da aramalar yapıldığı öne sürüldü. Adana, Hatay ve Ceyhan ilçesinde düzenlenen terör operasyonunda aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu 44 kişi gözaltına alındı. Operasyon kapsamında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) arazisi ve lojmanlarında da aramalar yapıldığı öne sürüldü.

Zanlılar, sorgulanmak üzere Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürülürken, 2 MİT mensubu da ifade için Emniyet Müdürlüğü’ne geldi.

ADANA’DA 5 GÖZALTI

Adana’da bu sabah gerçekleştirilen KCK operasyonu kapsamında MİT lojmanlarında arama yapıldı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında bir MİT mensubunun da bulunduğu 5 kişinin gözaltına alındığını, bazı MİT görevlilerinde şüpheli sıfatıyla ifade çağrıldığını açıkladı.

Sabah saat 05.00’te başlayıp 07.30’da sona eren operasyonda Hatay ve Adana ile Ceyhan İlçesi’nde önceden belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon yapan polis aralarında 18 yaşından küçükler ile kadınların da bulunduğu bazı kişileri gözaltına aldı. Adana kent merkezindeki operasyon kapsamında polis MİT lojmanlarında da arama yaptı.

Gözaltına alınanlar sorgulanmak üzere Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne getirildi.Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında bir MİT mensubunun da bulunduğu 5 kişinin gözaltına alındığını, bazı MİT görevlilerinde şüpheli sıfatıyla ifade çağrıldığını açıkladı.

YAKALAMA EMRİ NE ANLAMA GELİYOR?

Gazeteci Avni Özgürel:
“Emniyet ile istihbarat teşkilatı arasında geçen yılın son aylarında başlayan gerginlik artık örtülemez bir duruma geldi. Yargının daha önceki MİT mensuplarına yönelik tutuklama kararlarına bakıldığında farklılık var. Örneğin Kaşif Kozinoğlu ve Erzurum’daki MİT mensuplarının özel yetkili savcılar tarafından tutuklanması sırasında hükümet cephesinden tepki gelmemişti. Ancak şimdi var. İki olayı karşılaştırdığımızda Başbakanlık’tan yine tepki olmaması lazım.”

Ceza Hukukçusu Yılmaz Yazıcıoğlu
“MİT görevlilerinin görevleri nedeniyle soruşturulması Başbakanlık’ın iznine bağlı. Özel yetkili savcılık ise ‘Ben terör suçları kapsamında soruşturma yapıyorum’ diyerek yetkisi olduğunu düşünüyor. MİT müsteşarı bir yerde görüşmeye gidiyorsa, ödeneğini de iznini de alıyordur. Ama bu bakış açısı. Bu yaklaşımla herhangi bir soruşturmayı Cumhurbaşkanına kadar uzatabilirsiniz.”

İstanbul’da Sancaktepe’de canlı bonba patladı

İstanbul’da Sancaktepe’de meydana gelen patlamada 1 kişi öldü. Polis olay yerinden kaçan bir kişiyi arıyor.

Sancaktepe Akpınar Mahallesi’nde dün gece saat 23.30 sularında meydana gelen patlamada olay yerinde bir kadına ait olduğu belirtilen ceset bulundu. Görgü tanıkları patlamadan sonra bir kişinin olay yerinden koşarak uzaklaştığını belirtti.

Patlama sonrası olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edilerek bölge güvenlik çemberine alındı. İkinci bir patlama ihtimaline karşı bomba imha ekipleri olay yerinde inceleme başlattı. Bölgede sinyal kesici jammerlarla önlem alındı.

Görgü tanıklarının ifadesi üzerine olay yerinden kaçtığı belirtilen bir kişiyi yakalamak için çalışma başlatan polis, bombanın kendiliğinden mi patladığı yoksa patlatıldığınımı belirlemek için çalışma başlattı.

KİMLİĞİNİN BELİRLENMESİNE ÇALIŞILIYOR
Akpınar Mahallesi İmamıazam Caddesi Temel Sokak’ta gece yarısına doğru meydana gelen patlamayla ilgili polis ekiplerinin incelemeleri sürüyor. Olayda parçalanarak hayatını kaybeden kişinin bir kadın olduğu tespit edildi. Kadının, patlayıcı maddenin infilak etmesi sonucu yaşamını yitirdiği, ancak patlayıcının herhangi bir şekilde vücuduna bağlı olmadığı belirlendi.

Güvenlik şeridi çekerek delil araştırması yapan polis ekipleri, gazetecileri ve vatandaşları olay yerine yaklaştırmıyor.

Bu arada, olay yerinden motosikletle uzaklaştığı iddia edilen bir kişinin yakalanması için bölgede çalışma başlatıldı.

Kız kardeşini 92 yerinden bıçaklayarak öldürdü ceza almadı

Adana’da kız kardeşi 29 yaşındaki Pınar Dilek Demirci’yi 92 yerinden bıçaklayarak öldüren 35 yaşındaki Mehmet Devrim Demirci, ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılandığı davada akıl sağlığının yerinde olmaması nedeniyle ceza almadı. Mahkeme, sanığın yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verdi.

Avukat babası Oktay Demirci’nin yaklaşık 26 yıl önce icra takibi sırasında vurularak öldürülmesi, annesi Fatma’nın da eşinin ölümü üzerine felç geçirip 2 yıl sonra vefat etmesinin ardından yaşadığı sıkıntılar dolayısıyla psikolojik rahatsızlık geçiren Mehmet Devrim Demirci, güzellik salonunda çalışan kardeşi Pınar Dilek ile birlikte 100′üncü Yıl Mahallesi’nde yaşamaya başladı. Olaydan önce yaklaşık 5 yıl kadar Adana Dr. Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gören Demirci, 16 Ocak 2011′de tartıştığı güzellik salonunda çalışan kız kardeşini iki ayrı bıçakla 92 yerinden bıçaklayarak öldürdü.

CİN GİRMİŞTİ, ONU ÇIKARTTIM
Polisteki sorgusunda “Kardeşimin içine cin girmişti, onu çıkarttım. Ben kardeşimi değil, PKK’lı Leyla Dağdelen’i öldürdüm” diyen Demirci’ye, olayın ardından sevk edildiği hastanede ‘bipolar bozukluk’ tanısı konularak ceza ehliyetinin bulunmadığı bildirildi.

Hakkında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle Adana 4′üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılan Demirci’nin akıl hastası olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan istenen rapor da geldi. Mahkeme Başkanı, raporda Demirci’nin akıl hastası olduğunun belirtildiğini açıkladı.

Mahkeme heyeti, halen tedavisi sürdüğü için duruşmaya katılmayan Demirci’ye, akıl sağlığının yerinde olmaması sebebiyle TCK’nın 32/1′inci maddesine göre ceza vermedi. Demirci’nin, yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verildi.